Sancak Tarafındaki Sinyal

Motosiklet lisanı çok ilginçtir. Kullanılan bazı kelimelerin neyi ifade ettiğini anlarsınız, ancak doğru yazılının ve Türkçe karşılığını bilemezsiniz. Mesela en çok kullanılan “Grenaj” kelimesini incelediğinizde Fransızca’da “Carenage” kelimesinin okunuşu “Karenaj”‘ın motosikletçiler arasında ağız alışkanlığına dönüşerek grenaj olduğunu görürsünüz. Yine ön tekerlek, amortisör ve gidon sisteminin bağlı olduğu “Furç”, aslında Fransızca “Fourche” kelimesinin okunuşudur. Bu örnekler ve ve benzerleri gibi çoğunlukla Fransızca ve İngilizce kelimelerden gelip, biraz değişikliğe uğrayarak motosikletin parça isimlerini oluşturmuşlardır.

Bir de bizim kendi ürettiğimiz sözcükler var. “Top speed’de 290 gördüm” demek en fazla 290 km/s gittim anlamında. Tabii bunu kulaktan duyma öğrenip, şekil olsun diye konuşanlardan “Tas simitte 290 gördüm” diye de duyabilirsiniz. “Sağ virajda içine yattım, sol virajda dışına yattım, düzlükte teğet attım” demekle, bayağı fena yaptım demeğe geliyor. “Bir de aynama aldım, üçün sonuna kadar öyle gittik, dörtte patladı geldi, finişe bir çamurluk önde girdi.” Bu da sonuçta geçilmiş bir drag yarışçısının dört yüz metre mesafe ve on buçuk saniyede yaşadıklarını anlatış biçimi.

Spor motosiklet kullanıcıları genelde çok hızlı olduklarını, viraja iyi girdiklerini vurgulayan, uçup kaçan tabirlerden hoşlanırken, endurocular da hiç durmadan uzun yol yaptıklarını vurgulayan tabirleri tercih ederler. “Benzinden benzine durmak” gibi. Bir de tam aksi “Sarı tabelacılar” vardır. Tarihi yerleri gezmekten bir türlü gidecekleri yere varamazlar. Endoruculukta en ideali “Kuşlar, ağaçlar, çiçekler” tabiridir. Bu tip seyahatte köy kahvesi, çay, sigara, dere kenarı gibi hoşlandığınız şey ve yerler serbesttir.

Chopperciliğe gelince ana konu aksesuar olduğu için bol Amerikan markası ve İngilizce duyarsınız. Motosikletten anahtarlığa, giyimden kokuya, her şey özenle seçilir ve sonuç kişiyi yansıtır. Teknikten ziyade görselliğe yönelik bir kültürdür. Kendi aralarında çok eğlenirler. Yolda ciddi tavırlar içerisinde, köpek balığı egzostlarından çıkan gök gürültüsüne insanların dönüp bakmalarından çok hoşlanırlar ama, bundan niçin hoşlandıklarını kendileri de bilmezler.

Sonuçta motosikletçi olmak hoş bir ayrıcalıktır. Kendine özgü lisanı olması da çok doğaldır. Hulusi kaptan gibi hem denizci, hem motosikletçi olsaydık, o zaman sağ sinyali parça siparişine “Sancak tarafındaki sinyal” diye geçmeyecek miydik.

Motosikletçi
Tolga Büyüköner
Şubat 1999