Test – Africa Twin

Dünyayı Gezmek İçin

Maceralı uzun yolculuklar Africa Twin ile bir konfor, bir keyiftir. Honda XRV 750 için size söyleyebileceğim her şeyi, sizler karesini alarak düşünebilirsiniz. Onu sürme fırsatı bulduğunuzda, haklılığımı anlamış olacaksınız. Benim bu yazıda amacım kesinlikle sahip olduğum bir motosiklete övgü yağdırmak değil, halen Türkiye’de üç adet ithal edilmiş bir motosikleti sizlere tanıtmaktır.

Önce Africa Twin’in kısa geçmişinden bahsedelim. 1980 lerin ikinci yarısında Honda XLV 650 olarak doğdu. Hava soğutmalı bu makine 1986 yılında su soğutmaya geçerek XL 600 V koduyla Transalp olarak üretildi. Transalp üst üste 8 yıl aynı makine ve aynı kasa ile bu güne kadar gelerek ekol oldu.

Africa Twin’in yapımı ise 1988 yılına rastlar XRV 650 koduyla üretilen ilk Africa’lar kodundan da anlaşıldığı gibi 650 cc. İdi. 1990 yılında Honda rakip markaların altında kalmamak için XRV 750 versiyonunu piyasaya sürdü.

Benim Africa ile tanışmam da 1990 yılıdır, hiç unutmam beyaz üzerine kırmızı ve mavi renklerde, heybetli duruşuna rağmen, zarif çizgileri ben çok etkilemişti. Üzerine bindiğim an Türkiye’ye gelen ilk Africa Twin benim olmuştu.

Ben 1,80 m. Boyunda olmama karşın, Africa o kadar yüksekti ki ayaklarımı ancak bir balerin gibi basabiliyordum. 235 kg.lık bu yüksek motosikleti, engebeli zeminlerde, özellikle dönüşlü duruşlarda tutmak çok güçtü; düşme tehlikesi maksimumlardaydı.

Daha sonraları Africa Twin’e sahip olanların da endişeleri, hep yükseklik korkusu oldu. Aslında bir çözüm vardı, ön furçlardan alçaltmak. Bana göre orantısız düşeceği için estetiği bozulacaktı. Netice olarak çok sevmeme rağmen , Africa’mı düşürme korkusu onu satmaya kadar gitti.

1992 yılında Africa ciddi bir estetik operasyon geçirdi. Katoloğu incelediğimde onu çok daha zarif, çok daha güzel, enteresandır ölçüler küçüldüğü halde yine çok heybetli buldum. Ne var ki 1992’de bu motosiklet ithal edilmedi. 1993 Eylül’ünde siyah, gümüş, altın renklerinde sipariş vererek yeni Africa’ma kavuştum. Yeni Africa Twin’in estetik operasyonu ile birlikte tüm ölçüleri değişmişti.

2 silindirli, 4 zamanli V motoru 742 cm3 hacminde ve silindir başına 3 supaplı, 62 beygir gücünü yüksek torku sayesinde 7500 devir/dakika da alabilirsiniz. Boş ağırlığı 205 kg.a düşürülen Africa 23 litre yakıt deposuna sahip. 5 ileri vitesli şanzımanı makinesinin torklu oluşunun ayrı bir göstergesi. Top speed 200 km. de son bulmuş. Yazdığını giden bir motosiklet olduğunu rodaj bitiminde test edip gördüm.

Şimdi size Africa Twin’in en keyifli tarafını yani sürmesini anlatmak istiyorum. Selesine oturup, startere bastığınızda Honda’nın kendine has, huzurlu çalışmasındaki “fıy fıy” sesi sizi çok uzaklara götürmek istediğini söylüyor.

Cocpit’e yerleştirilmiş orjinal bilgisayarı size yol boyunca etaplarınızın km.sini ve etap zamanlarını söyleyecek. Ayrıca saati öğrenmek için montunuzun altında kalan saate bakmaya çalışmayacaksınız, bilgisayardaki saat tam göz hizasında.

Vitesi 1’e almak için yeşil renkli naturel ışığın sönmesini gözünüzle takip etmelisiniz. Oturma konumunuza baktığınızda kendinizi iki katlı Setra otobüslerinin kaptan pilotuna benzetiyorsunuz.  Yola son derece hakim bir araç, sizin her dediğinizi yapıyor. İnsana güven veren bir his olduğunu söyleyebilirim.

Yolları km saatinize geçirdikçe, Africa’nızla bütünleşiyorsunuz. Hele Akdeniz’in kıvrımlı sahillerindeyseniz, virajlara kendi yatıp, sizi bir sağa, bir sola ahenk içerisine çeken bu muhteşem şey, sanki motosiklet değil, vals yaptığınız sevgiliniz.

Ben emniyet ve etrafı keyifle seyredebilme açısından seyahatlerime gece ara veririm. Konakladığım yerde, odamdan mutlaka motosikletimi görmeliyim ve onun üzerini örtmeliyim. İşte bunları yaptıktan sonra yöre halkı ile çay içip, sohbet etmek, onların görmemi tavsiye ettikleri yerleri not almak, ertesi günün gezi programını yönlendiriyor. Gidilecek yerlerin yol durumu bile dert değil. Africa’m her türlü yol şartına göre yapılmış, beni yarın sarı tabelalara götürmek için şu anda örtüsünün altında istirahat ediyor.

Sanırım size sohbet ile birlikte yeni Honda Africa Twin XRV 750 ile ilgili bilgiler verebildim. Özetlersek, rahat oturum, kolay kullanım, denge, vibrasyonsuz makine, viraj kabiliyeti, fren emniyeti, yumuşacık şanzıman, hızı hissettirmeyen aerodinamik ve zarif bir çizgi, her türlü yol ve hava şartlarına uyum, yol ve zaman bilgisayarı… Bu tarz bir motosikletten beklenen her soruyu “pekiyi” ile cevaplandırabilen bir motosiklet…

Renklerine gelince; Honda’nın karakter rengi mavi–beyaz–kırmızı, violet-yeşil-altın, siyah-gümüş-altın olmak üzere, üç ayrı grup renklerde alev alev desenlerle süslenmiş, renkler hakkındaki yorumu ise zevkinize bırakıyorum.

Motosikletçi
Tolga Büyüköner
Aralık 1993 Motosiklet