Scooter Kullanmak

Vespa’nın Hikayesi‘ni okuduysanız dünyada ilk scooter birinci dünya savaşı sonrası bireysel taşımacılığa yönelik olarak Piaggio fabrikasında üretilmiş ve pratikliği sayesinde tüm dünyada benimsenmiştir.

Türkiye’de de kırklı ellili modeller olduğuna göre bizde de biliniyor ve biniliyordu. En azından 1967’de benim vardı.

Eski İstanbullular çok iyi hatırlar, diyeceksiniz ki yeni İstanbullu diye bir şey mi var, elbette var. Hatta eski bir İstanbullu’nun bana göre klasik bir değeri dahi var. Şişhane’den Tünel’e çıkarken tam karşıda bir gelinlik mağazası hepimizin dikkatini çekerdi. Onun hemen altındaki dükkan Vespacı Fuat’ın dükkanıdır. (Dükkanı)dır diyorum, çünkü maşallah hala aynı yerde. Yıl 2005 ve Türkiye’de bir scooter patlaması yaşanıyor. Yani yarım asır sonra bizde popülaritesini bulmaya başlıyor.

Fuat Kalaycıoğlu
(28 Eylül 2003, Parkorman, Vesparty)

Buket ve Tolga Büyüköner

Türkiye motosiklet pazarının son yirmi yılına yön vermeye calışan bizler, doksanların başında Honda Visionlarla, Yamaha Passollerle bunu denedik. Başarımız İstanbul’da Dragos, Bayramoğlu gibi yazlıklarla sınırlı kaldı.

Türk milleti olarak büyük ve gösterişli eşyalar kullanmayı sevdiğimizden, 600 cc lik, 750 cc lik ve 1100 cc lik motosikletler revaç gördü. Deneyimsiz binicilerin agresif kullanmaları sonucu yaşanan tatsızlıklar motosikletin tehlikeli bir araçmış gibi görülmesine yol açtı.

İki ileri bir geri 2000’li yıllara gelindiğinde büyük motosikletlerin amaçlarının uzun yollar olduğu anlaşıldı ve büyük şehirlerde trafik sorunu başlayınca scooter pazarı gelişmeye başladı.

Yine Türk milleti olarak hem şoför mahali hem cam kenarı hem de ucuzu sevdiğimizden uzak doğudan gelen scooterler şu an her yeri istila etmiş durumdalar. Bu durumun Türk insanının motosikleti tanıması açısından büyük faydası olduğunu söyleyebilirim !

Scooter kullanmak, motosiklet kullanmayı bilen için de, bilmeyen için de farklı bir olaydır. Scooter aslında nedir? Scooter hepimizin çocukken babalarımızın tahtadan yaptığı, bir öne ve bir arkaya rulman koyarak kaydığımız tornettir.  Küçücük bilye üzerinde kayarken bozuk zeminde düşüp dizlerimizin uf olduğunu hatırlayın. Sooterler de aynı yapıya sahiptir. Oldukça dik bir furç açısı ve küçük tekerlekler, aracın çok oynak olmasına yol acar. Ben şahsen kaskımın vizörünü açmak için bile tek elimi bırakmam. 10-11-12 jant ölçülerine sahip scooterlerde yüksek süratlere çıkmak ve viraja Valentino Rossi gibi girmek kesin risktir.

Şunun bilincinde olunmalıdır; scooter, scooter kadar kullanılmalıdır. Şehir içinde son derece pratik olan bu aracın ikinci riski motosiklet kültürü olmayan diğer araç sürücüleridir. Scooterin ana vatanı İtalya’ya gittiğinizde, her ışıkta onlarca scooter görürsünüz ama unutmayınız ki yanındaki Ferrari’nin sürücüsünün de bir scooteri mutlaka vardır.

Motosikletçi
Tolga Büyüköner
Temmuz 2005