Ustayım Diyen Yanılır

Motosiklet showu dünyayi sarmış durumda. Bırakın arka veya ön tekerlek üzerinde gitmeyi,  motosikleti paten gibi kullanıyorlar. Ama bu iş için özel motosiklet hazırlayıp, uzun uğraşlar veriyorlar. Dikkat ettiyseniz arka tekerlek dişlileri ve fren diskleri neredeyse tepsi büyüklüğünde. Böylece en küçük gaz ivmesinde ön şahlanıyor ve ya küçük bir dokunuşla frenaja giriyor. Ondan sonrası dengeye ve çalışmayla edinilen alışkanlıklara kalıyor.

Elbette bu iş benim bir kaç cümleyle özetlediğim kadar basit değil. Türkiye’de de bu misyonu üstlenmiş iki ünlü isim var; Tek Teker Arif ve Halil Yaşar. Bu insanlar gerçekten motosiklet show ustaları. Ancak hepsi showlarını trafiğe kapalı özel alanlarda gerçekleştiriyorlar.

 

Altmışlı yıllarda da Türkiye’de motosiklet show ustalari vardı. Ben Ankara’da Gençlik Parkı’nda seyretmiştim. Üstüphane adı verilen kocaman variller içersinde, çamurlukları sökülmüş Jawa’larla iki motosiklet dönerlerdi. Biri önce başlar yükselince diğeri hareket eder, sonra birbirlerine çarpmadan çesitli gösteriler yaparlardı. İnsanlarda varilin kenarindan o korkusuz insanları heyecanla seyrederdi. Finalde bu ustalar ceplerinden Türk bayrağı çıkarıp, yüzlerine örterek seyircinin hizasina kadar yükselirler, gözleri kapalı olarak son sürat dönerlerdi. Ben seyrederken çok korkmuştum. Tekerlekler baş hizamdan gectikçe açık egzoslarının varildeki yankıları ve varilin sarsintisiyla her an üzerime uçacaklarmış gibi olmuştu. Benim bildiğim ilk üstüphane ustasi sevgili Levent Celasun’un rahmetli babasi Şevket Celasun’du. O zamanlar kardeşleri Necati, Ziya ve Nedim Celasun ile Celasun kardeşler olarak bu işi başlatmışlardı.

 

Gördüğünüz gibi bütün ustalar ustalıklarını kapalı alanlarda sergiliyorlar. Elbette yollarda da usta motosiklet kullananlar var, ancak ne zaman kendilerini ispatlamaya kalktılarsa ya kendilerine ya da beraberindekilere zarar verdiler. Bu güne kadar yaşanan tatsızlıklar hep böyle olmuştur. Gerçekleri açık açık konuşmakta fayda görüyorum. Millet olarak kendi egolarımıza yenik düşen genler taşıyoruz. Motosiklete bindiğimiz zaman aşırı bir güven ve adını koyamadığım bir hırsa kapılıyoruz. Hele bu bir gurup gezisi ise mutlaka bir aksilik çıkıyor. Yol boyu ya motosiklet dışında bir araç konvoya musallat oluyor ve ya birbirimizle didişiyoruz. Önleyemediğimiz “ben daha iyiyim” duygusu geziyi yarışa çeviriyor. Sanki motosikletin üzerine binince kimlik değiştiriyoruz. Bir insan bir kac saatte motosiklet sürmesini oğrenebilir, ancak bu motosikleti kullanıyor anlamına gelmez. Tecrübe, yapılan kilometrelerle edinilir. Yüzbinlerce kilometre yapmış olsak bile “ben ustayım” duygusuna kapıldığımız an risk başlar.

En iyi motosikletçi, uzun yıllar motosiklete binebilen motosikletçidir.

Motosikletçi
Tolga Büyüköner
Ekim 2004