Rüzgar Gibi Geçti

Sağlam bir kış yaşadık. Tam dört kez karlar altında kaldık. Mağazama kış boyu gelen insanlarla sohbetler doğal olarak hep motosiklet üzerineydi. Hep şunu söyledim; “eğer sıfır bir motosiklet alacaksanız, fuar öncesi karar verdiğiniz markayı kaparo ile ayırtın, fuarda bir şey kalmayacak. Paranızla istediğiniz motosikleti alamayacaksınız” dedim. İnsanlarda sadece fuarda indirim olacak fikrine kilitlenmişlerdi.

Aslında motosiklet geçen yıla göre zaten ucuzlamıştı. Önceki fuarda dolar 1650, Euro 1780, Japon Yeni 14000 TL idi. Bugüne baktığınızda kur zaten düşmüştü. İyi bir araştırmacı, sıfır motosiklet fiyatlarının ikinci elden daha uygun olduğunu görürdü. Bu şartlar altında yapılacak en iyi hareket fuardan önce motosikleti ayırtmaktı. Hediyesi en fazla indirim olurdu.  Nitekim öyle de oldu. Fuarın birinci günü öğlen saatlerinde yüksek talepli bütün motosikletler satıldı. Sanki bir rüzgar esmiş, bütün motosikletleri silip süpürmüştü.

Bu arada yine insanların daha yeni fark ettiği şey, ikinci el sanal açık motosiklet pazarındaki fiyatların sıfırına eş değer rakamlarda olduğuydu. Dolayısı ile satılmıyordu işte. Piyasayı kilitleyen nokta da burasıydı. Kimse yüksek maliyetli motosikletini bu günkü değerler üzerinden hesaplamıyordu. Bir motosikletin ikinci el hesabı günlük sıfır değeri  üzerinden yapılır. İnternetde gördüğüm fiyatlar ise aldıkları günün maliyetlerinden yapılmış dı.  Satılmayınca da ikinci el kilitlenmişti.

Bakınız söylediklerime somut  örnekler veriyorum; bu gün 10 milyar liranın altında alınabilecek 2004 model sıfır bir enduro, muhteşem iyi bir fiyattır. Buyurun yılların efsane endurosu KLR 650 5240 Euro, yani 8.5 milyar. Buyurun iki silindirli KLE 500 5950 Euro, yani 9.7 milyar. Halbuki daha kar yağarken 2000 model ikinci el KLR 650’ye 9 milyar piyasada fiyat vardı. Piyasanın rahatlaması için ikinci elin gerçek değerine dönmesi gerek. Zaten geçiş yapmak isteyenler bunu kabul edeceklerdir. Ticaret başka türlü realize olamaz.

Fuar aksesuar bakımından da toptancılar çarşısı gibiydi. Ne ararsan vardı, hem de Sirkeci fiyatına. Bunun da sebepleri var. Distribütörlük ve bayi sistemi Türkiye’de çalışmıyor. Herkes bir şeyler ithal ediyor. Bu sefer tüketicinin eritemeyeceği kadar mal stokta bırakılıyor. O zaman indirim yarısı başlıyor.  Fuarlarda stokları boşaltmak için iyi bir fırsat oluyor. Madem ki bu fiyatlara verilebiliyor, o zaman listeni baştan uygun yap hem herkes alsın hem de stok taşıma.

Şimdi diyeceksini ki, yurt dışında da indirim olmuyor mu?  Elbette oluyor ama yıl sonlarında o yılın modeline  fuarda doksanlı yılların modelleri vardı. Tabii bunu herkes benim kadar yoğun takip etmediği için bilemez.

Sonuç mu? Su bulanmadan durulmaz.

Motosikletçi
Tolga Büyüköner
Nisan 2004